Masal Sarayı

En güzel çocuk masalları, çocuk hikayeleri, keloğlan masalları ve daha fazlası sitemizde.

GÜL PRENSES VE ALTIN KUŞ MASALI

Evvel zaman içinde çok, çok uzak bir krallıkta bir prenses yaşarmış. Güzelliği eşsizmiş çünkü uzun, kızıl saçları varmış ve gülleri çok severmiş. O kadar severmiş ki herkes ona gül prenses dermiş. Krallıktaki herkes onu çok severmiş. Birkaç çocuk ellerinde güllerle ona gelmişler.

Birinin elinde kırmızı bir demet gül, diğerinin elinde beyaz bir demet gül ve üçüncünün elinde sarı bir demet gül varmış.

Çocuklar “Gül prenses, en çok kimin gülünü beğendin?”

“Ahh! Ben dünyadaki bütün gülleri severim canlarım.” demiş. Sonrada çocukların hepsine sarılmış ve onları gıdıklamış. Çocukların hepsi kahkahalarla gülmüşler.

Kırmızı ayakkabılı prenses her akşam alacakaranlıktan sonra balkona çıkar ve el çırparmış. “Gel buraya sevgili kuş.” dermiş. Altın bir kuş biranda uçarak ona gelirmiş ve onun omzuna konarmış.

O anda prensesin saçı kırmızı bir ışıkla pırıl pırıl parlamaya başlarmış. “Seni sevimli yaramaz minik kuş, saçımla oynamayı seviyorsun.” dermiş. Kuş kısa süre sonra ötmeye ve bir melodi söylemeye başlarmış. Gül prenses ise bir şarkıyla ona eşlik edermiş ve krallıktaki herkes uykuya dalar, şafak sökene kadar güzel rüyalar görürmüş.

Böylece yıllar geçmiş. Gül prenses her akşam altın kuşla birlikte herkes uykuya dalsın ve şafak sökene kadar tatlı rüyalar görsün diye güzel bir ninni söylermiş.

Ama günün birinde korkunç bir şey olmuş. Kötü bir cadı Gül Prensesten haberdar olmuş. Prenses yine şarkı söylemiş ama cadı kulaklarını tıkamış. “Ahh ondan hoşlanmadım, çok iyi birisi, çokta hoş.” demiş sonrada Kötü cadı prensesi lanetlemeye karar vermiş:

“Abrakadabra, sim-sala-bim. O güller solsun bakayım.” der demez, prensesin saçı biranda katran gibi kara olmuş.

Prenses “Eyvah, saçıma ne oldu benim? Ama halkıma şarkı söylemem gerekiyor. Onları tatlı rüyalar eşliğinde uyutmalıyım.” diye söylenmiş.

Gül prenses o akşamda balkonuna çıkmış ve ellerini çırpmış. Ama altın kuş geldiğinde prensesin saçı kırmızı yerine siyah renkte parlıyormuş.

Altın kuş o sihirli melodiyi ötmüş ve gül prenseste ninnisini söylemiş. Krallıktaki herkes uykuya dalmış ama o gece sadece kötü rüyalar ve kâbuslar görmüşler.

Sabah olunca saray halkı birbiri arasında “Olamaz, bu çok korkunçtu.”, “Ben bir tek karanlık gördüm.”, “Bende her yerde yılanlar gördüm.”, “Ben kendimi okyanusta boğulurken gördüm.”, “Ben artık geceleri uyumaya çok korkuyorum.” diye konuşurlarken.

Onları işiten prenses, ertesi gün Altın Kuşu çağırmış ve kaygısını ona anlatmış. Ondan bir çözüm bulmasını istemiş. “Söyle bana altın kuş, halkımın rüyalarını nasıl yeniden o kadar tatlı yaparım şafak sökene kadar?”

“Siyah saçı gülsuyuna sok.”

“Siyah saçı gülsuyuna mı sokayım? Faydası olur mu? Merak ettim.” demiş. Prenses bu tavsiyeye şaşırmış ama yine söylendiği gibi yapmış. Bir küvetin içini su doldurmuş ve üstüne gül yaprakları serpiştirmiş. Ardından saçını gülsuyuna batırmış ve saçı biranda yeniden kızıl olmuş.

Hayretler içinde kalan prenses “Olamaz, saçım yine kızıl. Teşekkür ederim kuş, teşekkür ederim.” demiş. O akşam kuş prensesin omzuna konduğunda prensesin saçının kırmızı ışıltısı bir kez daha gökyüzünü kaplamış. Prenses ninnisini söylemiş ve krallıktaki herkes uykuya dalarak şafak sökene kadar tatlı rüyalar görmüş.

Kötü cadı lanetinin bozulmasına o kadar çok sinirlenmiş ki prensesi bir kez daha lanetlemeye karar vermiş.

“Şimdi ona gücümü göstereceğim. Abrakadabra, sim-sala-bim, o güller solsun bakayım.” der demez prensesin saçı yeniden katran karasına dönmüş.

prenses “Hayır, yine mi… ne oluyor bana?” diye söylenmiş.

Cadı bu sefer bütün krallıktaki gül goncalarını da soldurmuştu. Prensesin ağladığını görünce çok mutlu olmuş. “Görelim bakalım şimdi nasıl kıracaksın lanetimi.” demiş.

“Üzgün prenses bir kez daha kuşa sormuş. “Söyle bana altın kuş, halkımın rüyalarını şafak vaktine kadar yeniden nasıl o kadar tatlı kılarım?” Kuş yine geçen sefer verdiği cevabı vermiş: “Siyah saçı gülsuyuna sok.”

“Ama koca krallıkta bir tane bile gül kalmadı.”

“Siyah saçı gülsuyuna sok.” diyerek öttükten sonra uçarak uzaklaşmış.

Prenses “Lütfen gitme, bana başka bir çözüm ver lütfen!” demiş. Ne yapacağını da bilmiyormuş. Üzüntüsü o kadar büyükmüş ki gözleri yaş dolmuş. Yaş damlalarından biri yere düştüğü anda balkonunun altında durmuş olan genç ve yakışıklı bir prens cebinden ufak bir kutu çıkarmış ve kutunun içinden kızıl bir saç teli çıkarmış.

Diz çökmüş, bu saç telini prensesin gözyaşı damlasının üstüne koymuş. Sonra bir mucize gerçekleşmiş. O kızıl saç teli aniden kırmızı bir güle dönüşmüş. Prens gülü almış ve onu prensese götürmüş.

“Bu sizin için güzel prenses.”

“Bir gül!!! Nasıl buldunuz onu?”

“Kendim yaptım. Sizin gözyaşınızla ve kızıl bir saçla.” demiş.

Heyecanlanan prenses gülü almış ve hemen gözyaşlarını silerek gülün yapraklarını havuzun içindeki suya atmış. Sonra saçını suya batırmış ve lanet bozulmuştu.

Kral “Genç adam, o kızıl saçı nerede buldun?”

Prens “Sevgili kralım, prenses ve ben birer çocukken ona duyduğum sadakatin bir işareti olarak onun başından bir tek saç teli aldım. O da benim saçımdan bir tel alarak aynısını yaptı.”

prenses “Doğru söylüyor baba.” Prenses bunu doğrulamış ve ufak bir kutu çıkarmış. Kutuyu açmış ve içinden prense ait o tek saç telini göstermiş.

Prens ve gül prenses hemen o gün evlenmişler. Lanetinin yine bozulduğunu öğrenen cadının kötü hisleri o kadar çok kabarmış ki hırsından patlayıp bin parçaya bölünmüş.

Sonunda krallıktaki bütün bahçelerde gül goncaları bir kez daha açmış ve böyle devam etmiş. Gül prenses her akşam o güzel ninnisini söylemiş ve herkes uykuya dalarak şafak sökene kadar tatlı rüyalar görmüş.

EN GÜZEL PERİ MASALLARI MASAL SAARAYINDA..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top