Masal Sarayı

En güzel çocuk masalları, çocuk hikayeleri, keloğlan masalları ve daha fazlası sitemizde.

PAMUK PRENSES VE YEDİ CÜCELER MASALI

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde büyük ve şirin bir ülkede, güzelliği dillere destan olan bir kraliçe varmış. Tek isteği bir kız çocuğunun olması olan kraliçe, sonunda isteğine kavuşmuş. Kral ve kraliçenin tatlı mı tatlı, güzel mi güzel bir kızları olmuş.

Ancak kraliçe güzel kızına doyamadan, doğumundan kısa bir süre sonra, amansız bir hastalık sonucu bu dünyadan göçüp gitmiş. Kraliçenin son dileği ise; canından çok sevdikleri kızına ”Pamuk Prenses” isminin konmasıymış.

Kral, biricik kızlarını çok seviyor. Onun üzülmesini hiç istemiyormuş. Kral gibi diğer saray çalışanları da o güzeller güzeli kızı çok seviyordu.

Günler bu şekilde geçip giderken Kral kızıyla ilgilenebilecek ve ona annelik edecek birisi olması gerektiğine karar verince, evlenme için bir arayış içerisine girmişti.

Derken kızına bakabileceğini düşündüğü bir kadın ile çok geçmeden evlenmiş. Yeni kraliçe güzel olmasına, çok güzelmiş ama kalbi kötülüklerle doluymuş.

Büyücülük yapan ve onu tanıyan kişiler tarafından sevilmeyen kraliçe’nin nasıl biri biri olduğunu bilmeyen kral ise çok mutluymuş. Zaten kralı da, yaptığı büyülerle kendisine aşık etmişti.

Kötü kraliçe, her gün gizlice sihirli aynasının karşısına geçerek, hep aynı soruyu sorarmış.

Sihirli aynam söyle bana! Benden güzeli var mı dünyada?”

“Hayır yok kraliçem!” Ayna her gün bu cevabı veriyormuş kraliçeye.

Günler ayları aylar yılları kovalamış, Prenses güzeller güzeli bir genç kız olmuştu. Onun sevgi ve iyilik dolu yüreği sayesinde onu tanıyan herkes onu seviyor. Güzelliği karşısında ona hayran kalıyorlardı.

Kraliçe bir gün yine aynanın karşısına geçerek “Sihirli aynam söyle bana! Benden güzeli var mı dünyada?” demiş. Ama Sihirli ayna bu sefer kötü kalpli kraliçenin sorusuna farklı bir cevap vermiş

“Siz güzelsiniz kraliçem ama Prenses sizden çok daha güzel.” Demiş.

Aldığı cevap karşısında öfkeden deliye dönen kraliçe, hemen kendisine sadık olan bir kısım askere emir vermiş.

“Kimse anlamadan bir yolunu bulup, Pamuk Prenses‘i ormana götürecek orada öldüreceksiniz! Demiş.

Askerler bir bahane uydurarak, ormandaki güzellikleri gösterme bahanesiyle iyi yürekli Prensesi, ormana götürmüşler. Ama herkes gibi kraliçeye sadık olan askerler de o iyi yürekli prensesi çok seviyorlardı. O yüzden ona bir türlü kıyamamışlar.

Askerler ona olup, biteni anlattıktan sonra saraya geri dönmemesi konusunda iyice uyarmışlar ve onu orada bırakıp, saraya dönmüşler.

Prenses hiçbir yeri bilmediği için, nereye gittiğini bilmeden ormanın derinliklerine doğru yürümüş. Bir süre sonra, şirin ama küçücük bir evle karşılaşmış.

Kapısı açık olan evin içine girmiş. Sadece ev değilmiş küçük olan, içinde bulunan her şey de ufacıkmış. Prenses şaşkın şaşkın dolaşmış evin içinde, etrafta da kimseleri göremeyince, o kadar çok yorulmuştu ki gördüğü bir yatağa kıvrılıp uyuyuvermiş.

O ev yedi cücelerin eviymiş. Cüceler eve girdiklerinde evde birilerinin olduğunu hemen anlamışlardı. Hemen etrafa bakınmaya başlamışlar. Yatak odasına girdiklerinde, yataklarında güzeller güzeli bir kızın uyuduğunu görünce merakla ses çıkarmadan öylece bakmışlar.

Bir kaç dakika sonra uyanan Prenses, onları görünce şaşkınlığı bir kat daha artmış. Çünkü etrafındaki adamlarda tıpkı ev gibi küçücükmüş.

Cücelerden biri “Biz misafir sevmeyiz.” demiş.

Bir diğeri “Kimsin sen? Ne arıyorsun burada?”

Bir başka Cüce ” Hele bir susun, üstüne gitmeyin kızın.” demiş sonrada “Kimsin, ne için burada yatıyorsun.” diye sormuş.

Prenses başından geçenleri bir bir anlatmış cücelere, anlatılanları dikkatle dinleyen cüceler; “Biz tam yedi cüceyiz ve bundan böyle hepimiz, seni korumakla görevliyiz.” diye bağırmışlar.

Bu arada, Prenses’in öldüğünü sanan kraliçe, Sihirli aynanın karşısına geçerek sormuş aynaya, tekrar aynı cevabı alınca, çılgına dönmüş kraliçe “Onun işini kendim halletmem lazımdı. Askerlere güvenmemeliydim.” demiş

Hemen bir cadı kılığına girerek, kısa bir sürede bulmuş cücelerin evini, kapıyı çalan kraliçe, kapıyı açan Prensesi görünce sevinçle bir bardak su istemiş.

İyi niyeti prenses hemen bir bardak su getirerek cadıya vermiş. Cadı ise karşılığında da, kıpkırmızı bir elma vererek oradan uzaklaşmış.

O yaşlı kadından hiç şüphelenmeyen Prenses, sadece o elmadan bir ısırık almıştı ki, kendini bir anda yerde bulmuş.

Akşam eve gelen cüceler, prensesi yerde yatarken bulunca, çok üzülmüşler onu uyandırmak için günlerce çaresizce dualar etmişler. Her ne yapmışlarsa, bir türlü uyandırmayı başaramamışlar.

Bir süre sonra oralardan geçmekte olan bir prens, cücelerin ağlama sesini duyunca merakla yedi cücelerin evine girmiş. Cüceler yatakta uzanan prensesi ve onun hikayesini prense anlatmışlar. Prens yatakta yatan prensesin güzelliğini görünce, bir anda ona aşık olmuştu. Bir an dayanamayarak prensesin yanağına bir öpücük kondurmuş.

Bu öpücük bozuvermiş, kötü kalpli kraliçenin büyüsünü. Hepsi çok sevinmiş ve bu mutluluk bir ömür sürmüş. Kötülük bir daha hiç ortaya çıkmamış….

EN GÜZEL GRİMM MASALLARI İÇİN BİZİ TAKİP ETMEYE DEVAM EDİNİZ.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top